Hayatımın Mucizesi ..

Her insanın hayatında mucizevi anlar vardır. Kimisi için istediği bir eşyayı satın almak, kimisi için hayalini kurduğu yere gitmek, kimisi için iş, kimisi içinde eş. Bana göre bir kadın için en mucizevi an doğurmak.

Hamilelik ve doğum bir kadının yaşayabileceği en güzel, eşi benzeri olmayan bir zaman dilimi ve tecrübe.

Özellikle ilk kez hamile kalanlar için ilk 3 aylık dönem hem zamanın akmadığı hemde ne olacağını kestiremediğin bir dönem. Bir çok kadının bulantı, kusma ve yorgunluktan bitap düştüğü dönem olarak biliniyor. Sanırım ben şanslı olan kesimdendim ve bunları toplasan tüm hamileliğim boyunca 2-3 kere yaşadım.

Heyecanla beklenen cinsiyetin öğrenilip ilk hareketlerin başlaması ve hormonların etkisiyle daha farklı bir evrene geçiyor insan. İçinde bir bebek olduğunu kanıksadığım ve eyvah ben bu işin üstesinden nasıl gelicem gibi paniklemeleri elbette bende yaşadım. Hamileliğin balayı dediğimiz ikinci 3 aylık dönem hem rahat ettiğim hemde birçok işin üstesinden geldiğim dönemdi.

Benim için en zorlu dönem 33. haftadan sonra başladı. Oğlumun hızla büyümesiyle birlikte artan hava sıcaklığı tansiyonumu çıkarmakla birlikte ocağıma incir ağacı dikmeye başlamıştı. Doğumdan 1 gün öncesine kadar çalışmaya devam etmem de sanırım cabasıydı. Doğuma kadar olan 5 haftalık dönemde yaşadıklarımı bir ben bir Allah bildi. Başta haftaları sonra günleri sayarken en son dakikaları saydığım doğrudur. Kendimi 19 litrelik su damacanası yutmuşum gibi hissediyordum. Tabiri caizse ada vapuru misali bir sağa bir sola attığım ayrı bir gerçek.

Özellikle hamileliğin son zamanlarını yazın yaşayanlar bilir, nefes almakta zorlanılan hava sıcaklığına yeri daraldığı için sıkıntıdan tekmeler savuran bir bebek eklendiğinde uykusuzluğun dibine vurulduğunu. Buna bel ve bacak ağrılarımı eklediğimde bundan daha beter bir ağrı yaşayamayacağımı sanıyordum. Külliyen yalan!

Yazdığım tüm güzel ve zor geçen hamileliğim boyunca vazgeçmediğim tek şey vardı. Gezmek! Yolda doğuracağımdan korkmadan, bebekle gezmek zor olur diye düşünerek son geceye kadar gezdiğim bir gerçektir. İnsanların bana acıyarak bakması, Allah bir avazda kurtarsın yada sen daha doğurmadın mı demeleri beni yolumdan hiç çevirmedi.

İlk başta dediğim gibi bir kadın için en mucizevi an doğurmak. Hem oğlumun iri olması (4.260 gr doğdu kuzucum) hemde Ağustos sıcağında nefes almakta zorlanıp tansiyonumun sürekli çıkmasından dolayı Sezar usulü doğum ile hayatımın mucizesine “merhaba annecim” dedim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Shares

Pin It on Pinterest